25/03/2019 Bolşevik Bakışla Emperyalist Güçler Gerçeği Üzerine

Bolşevik Bakışla Emperyalist Güçler Gerçeği Üzerine

Geçtiğimiz aylarda El Yayınları’ndan basımı yapılan Stefan Engel’in “Yeniemperyalist Ülkelerin Ortaya Çıkışı Üzerine” adlı broşürüne H. Yeşil‘den gelen teorik eleştiriler yine yayınevimiz tarafından yayınlanıyor. H. Yeşil’in çalışmasında öne çıkan kesitler şu şekilde:

(…)

Dünya sol/devrimci hareketi saflarında bir süreden beri ”ye-niemperyalist ülkeler” üzerine bir tartışma yürüyor. Tartışma ön-celikle kendi yayın organı Rote Fahne’nin (Kızıl Bayrak) 16/2007 sayısının özel ekinde bu konuda tezlerini ve gerekçelerini ortaya koyan Almanya Marksist Leninist Partisi (MLPD) tarafından ilerletiliyor. Gerek “Marksist Leninist Parti ve Örgütlerin” 2017’de yapılan “12. Konferansında” (ICMLPO), gerekse ICOR (Devrimci Parti ve Örgütlerin Uluslararası Koordinasyonu)’un Üçüncü Dünya Konferansı’nda ve yine ICOR tarafından Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümüdolayısıyla düzenlenen kitlesel katılımlı “Enternasyonal Seminerde” MLPD’nin tezleri üzerine hararetli tartışmalar yürütüldü. Tartışma sürüyor.

MLPD, bu yeni ülkeler kategorisi için şu gerekçeleri getiriyor: “Dünya ekonomisindeki en önemli yeni görüngü bir dizi yeniemperyalist ülkenin ortaya çıkışıdır. Bunlar saldırgan olarak jeopo-litik nüfuz alanlarının yeniden paylaşılması ve pazarların fethi mücadelesine karışıyor ve böylelikle şimdiye kadarki emperyalist sistemin yapısını his ediler derecede sorguluyorlar. Bu görüngü açıklanmaksızın ne dünya ekonomisindeki gelişmeler ne büyüyen savaş tehlikesi ne de hızla küresel iklim felaketine doğru gelişme anlaşılabilir ve bunlara uygun strateji ve taktikler ise hiç geliştirilemez.”

Yeniemperyalist devletler olarak şunlar sayılıyor: “BRICS ülkeleri denen ülkeler (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ve MIST- ülkeleri (Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye) en önemli yeniemperyalist ülkeler hâline geldiler. Yeniemperyalist ülkelere Suudi-Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, İran ve Arjantin de dâhildir.“ Rote Fahne (Kızıl Bayrak)’nin 16/2017 sayısının ekinde şu iddia ileri sürülüyor: “Elinizdeki araştırma, bu sağlam temelde geliştirilen tezin bilimsel kanıtını sunmaktadır.”

14 ülkenin yeniemperyalist olarak sayılmasının ardından şu ek konmaktadır: “Bir dizi diğer ülkede de başlayan yeniemperyalist ülkeye dönüşme süreci bu araştırma için önem taşımaz.

Nitel Farklılıkların Üzerinin Örtülmesi…

Daha en baştan bu ”en önemli“, “yeniemperyalist devletler”in sayılmasında şu göze çarpıyor: Burada ekonomik, sosyal ve tarihsel açıdan çok değişik ülkeler hep birlikte bir kategori içine sıkıştırılıyor. Aslında bu tezin savunucuları da bunun bilincinde. Analizlerinde şöyle yazıyorlar:“Yüzölçümleri ve ulaştıkları gelişim aşaması farklıdır, sosyo ekonomik yapıları ve geçmişleri de farklıdır.”

Fakat bu söylenenler, bu kategori içinde sayılan tek tek devletler arasındaki nitel farklılıklar unutulduğu veya bunların üzeri örtül-düğünde, aslında herkesin bildiği basit bir gerçeğin tekrarlanmasın-dan başka bir anlama gelmiyor: Burada sayılan on dört “en önemli yeniemperyalist devletin” ikisinde, Rusya’da bir dönem proletarya diktatörlüğü ve Çin’de bir dönem Halkın Demokratik Diktatörlüğü hüküm sürüyordu. Bu devletler bir dönem emperyalist sistemin dışında, sosyalist ve halk demokrasili devletler kampının bir parçası idiler. Buna karşılık geri kalan 12 devletin tarihi, hep emperyalist sistem içinde bağımlı; ezilen ülkelerin tarihi olagelmiştir.Yalnızca bu olgu bile aslında “Marksist-Leninist” analiz olma iddiasına sahip bir belgede, bu devletlerin aynı kategori içinde birlikte ele alınmasını yasaklar.

Fakat bir başka düzlemde de bugün Rusya, örneğin Türkiye, İran, Arjantin, Katar gibi devletlerle güya ”yeni- emperyalist“ olarak aynı kaba atılamaz. Revizyonistlerin 1956’da iktidarı bütünüyle ele geçirmesinin ertesinde Sovyetler Birliği adım adım sosyal emperyalist bir büyük güce dönüştü. Onun emperyalizminde yeni olan bir şey yoktur! Yalnızca 1991-2000 yılları arasında bir zayıflama dönemi yaşayan Rus emperyalizmi sosyalist maskesini bütünüyle çıkarıp atmıştır

(…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir