12/02/2019 Ajith Polemiği Niçin Kritik Önemde?

Ajith Polemiği Niçin Kritik Önemde?

DKP ABD çevresinden Ishak Baran ve K.J.A.’nın kaleme aldıkları ve temelinde Hindistan Komünist Partisi (ML)’nin eski genel sekreterlerinden Ajith’in “Avakianizme Karşı” isimli polemiğine yanıt içeren Ajith-Geçmişin Tortusunun Bir Portresi, epistemoloji yani felsefenin bilme ve bilgi üzerine alanının komünizm bilimi için niçin kritik önemde olduğunu gösteriyor. Kitaptan öne çıkan kesitlerin başında gelen analizlerden birini aktarıyoruz:


(…) Ancak bilimin farklı branşları arasında önemli farklara rağmen, yine de kesinlik, rasyonellik ve nesnellik adına her olgu, ipucu ve kanıt düzeyinin karşılaması gereken evrensel nitelikte ölçüler vardır – tamamı gerçeğe mümkün olduğu kadar yaklaşma ülküsünün bir parçasıdırlar. Doğada olduğu gibi toplumda da gözlemlenebilen, tanımlanabilen ve üzerinde nesnel bir biçimde çalışma yürütülebilecek yapılar ve realite düzeyleri vardır. Ajith’in genelde bilimi yanlış anlaması, sosyal realitenin Yeni Sentez tarafından güçlü bir bilimsellikle ele alınmasına karşı, gayet temelsiz olarak bilimcilik suçlamasını getirmesini besliyor. Sosyal bilimlere gelince…

Şüphesiz bir bütün olarak doğa bilimleri ve onun belirli branşları ile tarih, toplumun gelişimi, ekonomi, vb. sosyal bilimler arasında önemli farklar vardır. Sosyal bilimlerde araştırma nesnesi insanlar ve insani faaliyetlerin farklı yönleridir ve araştırma özneleri, yani gözlemciler de tıpkı araştırmanın nesnesi gibi insanlardır. Sınıflı toplumda, toplum birbiriyle uzlaşmaz çıkarlara sahip sınıflara bölünmüştür ve bu realite, topluma dair doğru bilgi elde edilebilmesi noktasında zorluklar ve karmaşıklık yaratmaktadır.

Örneğin biyolojide bir bakteri şeker molekülünün iki farklı geometrik şeklini (“sağlaklığını veya solaklığını” ya da kiralitesini) kavrayamadığı halde yine de sadece tek bir çeşit molekülle beslenir. Bu, şeker formları farklı elementlerden yapıldıkları için değil, bakterinin evrimsel tarihinin bakteriyi şeker molekülünün tek bir formu ile beslenebilecek şekilde şekillendirmesi sayesinde böyledir.

Tüm bunlar Ajith’in bilimsel yöntemin sosyal bilimler diye adlandırdığımız alana uygulanabilirliğini reddetmesine yol açmaktadır. Tarih boyunca, modern çağ da dahil olmak üzere, bir çok kişi toplumun gerçek anlamda bilimsel bir bilgisinin elde edilemeyeceğini ya da en azından bu alanda doğa bilimlerinde olduğu gibi bilimsel kesinliğe ve nesnelliğe sahip bir bilgiye ulaşılamayacağını, bu yüzden doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasında bir ayrıma gidilmesi gerektiğini savunmuştur. Ajith, çeşitli yerlerde “bilimi” savunuyor gibi görünse de aslında işte tam da bu gelenekle aynı safta yer almaktadır (…)

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir